Neden İş Sağlığı ve Güvenliği ?

      Afrika’da her sabah uyanan bir ceylan kendi kendine “Ben bugün hayatta kalabilmem için en yavaş koşan ceylan ben olmamalıyım”  aynı yerde yaşayan bir kaplan ise her sabah uyandığında, “Ben bugün hayatta kalabilmem için en yavaş koşan ceylan’dan daha hızlı koşmalıyım” diye sorar ve o günkü hedefini belirlermiş.

       Hızla globalleşen Dünya’da acımasız bir rekabet savaşı hüküm sürmektedir. Şirketlerin öncelikli hedefi bu savaş’tan galip çıkmaktır. Bu savaşı kazanmanın yolu ise, düşük maliyet, kaliteli üretim ve yüksek verimlilik kriterlerini şirket vizyonunun bir parçası olarak benimsemeleri ile mümkün olabilmektedir. 
Bu kriterlere uymayan şirketlerin rakipleri ile rekabet etmeleri ve varlıklarını devam ettirmeleri düşünülemez. 
       Toplam Kalite Yönetimi sistemini vizyonunun bir parçası olarak belirlemiş şirketler geleceklerini sağlam temeller üzerine oturtmuşlardır. 
     Çünkü; Kalite karlılıktır, Kalite ucuzluktur, Kalite tercih sebebidir.

     Günümüzde, kaliteyi bir yaşam felsefesi olarak benimsemiş insanların oranı hızla artmaktadır. Dolayısıyla bu insanların ihtiyaçlarını karşılama talepleri ve tercihleri de kalite yönünde olacaktır. 
      İş Sağlığı ve Güvenliği; Toplam kalitenin bir parçasıdır. Çünkü kalite bir bütündür. Çalışanıyla, Çalışma ortamıyla, çalışma şartlarıyla, İş Sağlığı ve Güvenliği ile Çevre’ye duyarlılığı ile, Ürün kalitesiyle ve İnsan’a saygısıyla bir bütündür. 
     Bu zincirin en önemli halkalarını oluşturan; çalışan, çalışma ortamı, çalışma şartları ve İnsana saygı; İş Sağlığı ve Güvenliği’nin çalışma alanıdır. Dolayısıyla, bir iş yerinde İş sağlığı ve Güvenliği kurallarına uyulmuyorsa o işyerinde düşük maliyet’ten, verimlilikten ve toplam kalite’den söz edilemez.
 Çünkü “ Bir zincirin gücü, o zincirin en zayıf halkasının gücüne eşittir”
 
      Türkiye’de GSMH’ nın %5 nin işverenlerin ve çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına uymamalarından dolayı meydana gelen kayıplara harcandığını ortaya koymaktadır.
      Bu oranı şirket bazına indirdiğimizde İSG sistemini kurumuna yerleştirmeyen bir şirketin ekonomik kaybı yıllık satış hasılatı’nın %5’ ne denk gelmektedir. Bu bir şirket için büyük kar kaybı demektir.
      Uluslararası Çalışma Örgütünün ve Çalışma Bakanlığının verilerine göre; Türkiye’de sigortalı işçilerde iş kazası sonucu ağır yaralanma ve ölüm oranı her bin kişide  5 dir. 
     DİE verilerine göre ise bin kişide ölüm oranı 13 dür.  Bu oran Avrupa ülkelerinde 1 dir.

     Bu acı gerçek ülkemizde yeni İş kanununda İş Sağlığı ve Güvenliği konusuna önemli yer verilmiştir. Bu kanunla özellikle İşverenlere önemli sorumluluklar yüklenmiştir.
     4857 sayılı yeni iş kanunun  77. maddesi; İşverenler; işyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, çalışanları karşı karşıya bulundukları riskler, alınması gerekli tedbirler konusunda bilgilendirmek ve işyerinde İSG eğitimlerini vermek zorundadır.
     İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına uyulmayan bir işyerinde İSG konusunda alınmayan her tedbir için ayrı ayrı para cezası verilmektedir. Ayrıca ölümle sonuçlanan bir iş kazası meydana geldiği zaman işveren bilerek ve kasti çalışanın ölümüne sebebiyet vermekten ( Taksirli ölüm ) 15 yıl hapis cezası ile cezalandırıyor. 
   Ağır yaralanmalı veya ölümlü bir iş kazasında işveren aşağıdaki tazminatlarla karşı karşıya kalacaktır.

  1- Maddi tazminat  
  2- Manevi  tazminat 
  3- Destekten yoksun kalma tazminatı 
  4- Rücu tazminatı 
  5- Ceza davası

     İşverenler; İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünü vizyonlarının bir parçası olarak kabul ettiklerinde, üretim ve kalite artışını, şirketlerin karlılığını, itibarını ve rekabet gücünü artıracaklardır. İşverenlerin İSG konusundaki duyarlılığı; çalışanlarını bilgilendirmesi, işyerinde potansiyel tehlikelere karşı gerekli tedbirleri alması ve güvenli bir çalışma ortamı hazırlaması, iş kazalarını asgariye indirecektir. 
     Ayrıca, bir işyerinde İSG çerçevesinde çalışanların sağlığına değer verilmesi onların motivasyonuna olumlu katkı sağlayacak, üretimde verimliliği artıracaktır.
    Tüm bunlara rağmen; hala İSG konusunda duyarsız olan işverenlerin ne kadar çok risklerle karşı karşıya kaldıkları ve ekonomik olarak ne büyük kayıplara uğrayacaklarını anlayamamış olmamaları son derece üzücüdür.
    Bunun sebebi ise işverenlerimizin ve çalışanlarımızın İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır

     Eski bir değiş vardır;

  Bir mıh, bir nal kaybettirir,
  Bir nal, bir at kaybettirir,
  Bir at, bir komutan kaybettirir,
  Bir komutan, bir savaş  kaybettirir,
  Bir savaş, bir ülke kaybettirir,
  Bütün bunlara sebep , sadece bir mıh.
    
  Bir işyerinde , İSG kurallarına uymamak bir çok kazalara sebebiyet verir. 
      Kazalar ölümlere sebebiyet verir. 
      İşyerindeki ölümler psikolojik çöküntüye , üretim kaybına, maliyetin artmasına ve ağır maddi kayıplara yol açar .
      Bu kayıplar şirketin itibarıyla birlikte rekabet gücünü yok eder.
      Rekabet gücünü ve itibarını kaybeden bir şirketin ayakta kalması düşünülemez.
  Bütün bunlara sebep; O şirkette İş Sağlığı ve Güvenliği Politikasının olmayışıdır.
   
    İşverenler İSG kültürünü ya kurumunda yerleştirerek  varlığını güvenle sürdürecek, ya da yok olacaktır.
   Çünkü; İş Sağlığı ve Güvenliği işyerleri varlıklarını sürdürebilmeleri için hayati önem taşımaktadır. 

    Kaynak: ÇASGEM

            Bülent ŞİŞMAN

  5.İletim Tesis ve İşletme Grup Müdürlüğü